ABD’de 2024 başkanlık seçimlerinde yeniden Beyaz Saray’a seçilen Donald Trump’ın ikinci döneminin ilk iki yılı, Kongre’nin her iki kanadında da Demokratların çoğunluğu elde etmesiyle yeni bir döneme giriyor. Bu durum, Trump yönetiminin yasama ve bütçe süreçlerinde daha güçlü bir Kongre denetimiyle karşılaşması anlamına geliyor.
Cumhuriyetçilerin Kongre’deki çoğunluklarını kaybetmesi, seçmenlerin ekonomi, göçmenlik ve dış politika alanlarındaki memnuniyetsizliğinin bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Demokratların Kongre kontrolünü ele alması, Trump’ın başkanlık yetkilerini kısıtlamasa da yasama ve bütçe düzenlemelerinde daha dikkatli hareket etmesini gerektirecek.
Demokratların Kongre’de çoğunluk gücünü yeniden kazanması, Trump’ın ikinci döneminin kalan kısmında önemli siyasi ve kurumsal sonuçlar doğuracak. Siyasi bölünmenin giderek büyüdüğü bir ortamda, Demokrat Kongre ile Cumhuriyetçi başkan arasındaki denge mücadelesi, yasal düzenlemelerde gündemi belirleyecek.
Vergi politikaları, federal harcamalar, enerji düzenlemeleri, sağlık sistemi ve göçmenlik gibi konularda yeni yasaların kabul edilmesi için Trump yönetiminin Demokratlarla uzlaşması gerekecek. Trump, seçim sonuçlarının ardından ‘sonuçları kabul etmeye ve Demokratlarla birlikte çalışmaya hazır olduğunu’ belirtmişti.
Trump, elinde veto yetkisi bulunduğunu ve bunu kullanabileceğini dile getirse de, Kongre’de Demokratlarla uzlaşma zorunluluğu devam edecek. Başkanlık kararnameleri ve federal kurumların yönlendirilmesi gibi yetkileri kullanmaya devam edebilecek olsa da, bu kararnamelerin yargı denetimine tabi olması ve Kongre’nin federal harcamalar üzerindeki yetkisi, düzenlemeleri sınırlayabilecek.
Bu durum, Trump’ın ikinci döneminin son iki yılında yeni yasalar çıkarmaktan ziyade mevcut yetkilerini kullanmaya ve mevcut düzenlemeleri uygulamaya odaklanmasına neden olabilir.
Demokratların Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu kazanması, Donald Trump hakkında üçüncü kez azil süreci başlatılması ihtimalini de gündeme getirebilir. ABD’de azil suçlamalarının kabulü için Temsilciler Meclisi’nde basit çoğunluk yeterli olurken, görevden alma için Senato’da üçte ikilik destek gerekiyor.
Demokrat Temsilciler Meclisi Azınlık Lideri Hakeem Jeffries, yeni bir azil süreci ihtimalini dışlamadıklarını belirtirken, Cumhuriyetçiler de böyle bir girişimin yapılabileceğini savunuyor. Demokratların Kongre’deki denetim yetkilerini genişletmesi bekleniyor.
ABD basınında, Demokratların Trump ile ailesinin ticari faaliyetleri, Jeffrey Epstein’e ilişkin belgelerin açıklanması ve Savunma Bakanlığı harcamaları hakkında soruşturmalar başlatabileceği belirtiliyor. Kongre komisyonları, üst düzey yetkilileri ifade vermeye çağırabilir, belge talep edebilir ve Beyaz Saray uygulamalarını sorgulayabilir.
Yeni Kongre döneminde federal bütçe, iki taraf arasındaki en önemli mücadele alanlarından biri olacak. Savunma harcamaları, sınır güvenliği, göçmenlerin sınır dışı edilmesi ve federal kurumların bütçeleri gibi konularda Demokratların onayı olmadan ilerlemek zorlaşacak. Tarafların anlaşamaması halinde hükümetin kapanma süreçleri yaşanabilir.
Trump’ın yasaları veto etme yetkisi, Demokratların gündemlerini hayata geçirmelerini zorlaştıracak. Başkanlık vetosunun aşılması için gereken üçte iki çoğunluk, Washington’da karşılıklı siyasi blokajlara yol açabilir. Bu tablo, Trump’ın kalan iki yılının Beyaz Saray ile Demokrat kontrolündeki Kongre arasındaki güç savaşıyla geçeceğine işaret ediyor.
Senato’da çoğunluğu elde eden Demokratlar, Trump’ın federal yönetimdeki üst düzey atamaları üzerinde de etkili olacak. Kabine üyeleri, büyükelçiler, federal yargıçlar ve Yüksek Mahkeme üyelerinin atanması için Senato onayı gerekiyor. Demokratlar, aday gösterilen isimlerin onay süreçlerini geciktirebilir veya reddedebilir, bu da Beyaz Saray’ın uzlaşma yoluna gitmesini gerektirebilir.
İran savaşı ve Amerikan ekonomisine etkileri gibi konular, seçim kampanyasında öne çıkan dış politika başlıkları arasında yer aldı. Demokratların Kongre’deki çoğunluğu, İran’a yönelik askeri politikalar, savaşın finansmanı ve Amerikan askerlerinin bölgedeki varlığı konusunda Beyaz Saray üzerindeki baskıyı artıracak. Özellikle savaşın enerji fiyatları ve enflasyon üzerindeki etkileri, Demokratların kontrolündeki Kongre’de önemli yer tutacak.
İsrail’e askeri yardımlar, Orta Doğu’daki Amerikan varlığı ve İran’la diplomatik müzakere seçenekleri de Kongre’de daha yoğun tartışılacak. Rusya-Ukrayna savaşı, NATO ilişkileri, Çin politikası ve uluslararası ticaret gibi konularda Demokratlar daha fazla hesap verebilirlik ve şeffaflık talep edecek. Trump, diplomatik ilişkiler ve askeri kararlar üzerinde kontrol sahibi olmaya devam edecek olsa da, dış yardım paketleri, savunma bütçeleri ve uluslararası anlaşmalar gibi konularda Demokratların daha etkin rolü, karar alma süreçlerini karmaşık hale getirebilir.
Kongre ara seçimlerinin sonuçları, Trump’ın görev süresini etkilemenin yanı sıra 2028 başkanlık seçimlerine yönelik siyasi hesapları da yeniden şekillendirecek. Anayasa gereği iki kez başkan seçilen Trump’ın 2028’de aday olamaması, Cumhuriyetçi Parti içinde yeni liderlik arayışlarını hızlandıracak. Başkan Yardımcısı JD Vance ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio gibi isimlerin pozisyonları önem kazanacak.
Demokratlar açısından ise Kongre’nin her iki kanadında çoğunluk elde etmek, 2028 başkanlık seçimlerine hazırlık için güçlü bir siyasi zemin oluşturacak.
ABD siyasi tarihinde, başkanın partisinin Kongre’nin bir veya iki kanadında çoğunluğu kaybettiği dönemler yaşandı. 1994’te Demokrat Başkan Bill Clinton döneminde Cumhuriyetçiler, 2006’da Cumhuriyetçi Başkan George W. Bush döneminde Demokratlar Kongre’de çoğunluğu kazandı. 2014’te Cumhuriyetçiler Senato’yu da alarak Kongre’nin tamamında çoğunluğu elde etti. Trump’ın ilk dönemindeki 2018 ara seçimlerinde ise Demokratlar Temsilciler Meclisi’ni kazanırken Senato Cumhuriyetçilerin kontrolünde kaldı.
Reklam & İşbirliği: [email protected]