Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’nde yaptığı konuşmada, Türkiye’nin savunma harcamalarını ve savunma sanayii atılımlarını gündeme getirdi. Erdoğan, Türkiye’nin 2030 yılından önce savunma harcamalarını GSYH’nin yüzde 3,5’ine çıkarma hedefiyle ilgili tedbirleri aldığını belirtti.
Konuşmasında, güvenlik ve dayanıklılıkla bağlantılı harcamalarda şimdiden yüzde 1,5’luk bütçe payına ulaşıldığını aktaran Erdoğan, böylece 2035 hedefinden 5 yıl önce, 2030’da yüzde 5 hedefine ulaşmayı amaçladıklarını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin savunma sanayiindeki başarısının altını çizerek, üretim ve ihracat kapasitesiyle dünyanın ilk 10 ülkesi arasına girildiğini ifade etti. İttifak içinde tahsis edilen 361 yetenek hedefinin neredeyse tamamını taahhüt edilen tarihten önce, 3 yıl içinde karşılayacaklarını belirtti.
Ayrıca, ittifakta eksikliği hissedilen hava ve füze savunma kabiliyetlerine yönelik ‘Çelik Kubbe’ projesi için 24 milyar dolarlık ek bütçe ayrıldığını duyurdu. Avrupa’daki en büyük kara ordusuna sahip ülke olarak, yeteneklerin İttifak’ın hizmetine sunulduğunu vurguladı.
Erdoğan, Kosova, Karadeniz ve Baltıklar gibi coğrafyalarda İttifak’ın harekatlarına katkı veren müttefikler arasında Türkiye’nin önde geldiğini belirtti. İHA ve SİHA’ları muharebe alanlarında başarıyla kullanan bir müttefik olarak, ‘İnsansız Sistemlere Karşı Koyma Mükemmeliyet Merkezi’ni NATO’ya akredite etmeyi temenni ettiklerini söyledi. Bu merkezin özellikle hava ve deniz dron tehditlerine karşı mukabele kabiliyetini destekleyeceğine inandığını ekledi.
NATO 3.0 hedefine ulaşmak için iki önemli konuya dikkat çeken Erdoğan, birincisinin savunma sanayii başta olmak üzere müttefikler arasındaki kısıtlamaların kaldırılması olduğunu belirtti. Savunma Sanayi Formu’nda bu mesajın hem endüstri hem de hükümet yetkilileri tarafından vurgulanmış olmasından memnuniyet duyduğunu dile getirdi.
İkinci olarak, Avrupalı müttefiklerin kıta savunmasında daha fazla sorumluluk üstlenirken, ittifakın bütünlüğünü ve transatlantik ilişkileri zayıflatabilecek tasarruflardan kaçınması gerektiğini vurguladı. Avrupa Birliği üyesi müttefiklere seslenerek, Birliğin güvenlik alanındaki çabalarında azami faydanın ancak NATO ile gereksiz tekrarlardan kaçınılmasıyla mümkün olacağını söyledi.
Aklın ve mantığın emrettiği bir iş birliği modeli mümkünken, birlik üyesi olmayan müttefiklerin dışlanmasının, kısıtlı kaynakların boşa sarf edilmesine ve Avrupa’da istenmeyen bir suni bölünmeye yol açacağını ifade etti.
Reklam & İşbirliği: [email protected]