İnsanlık tarihinde dil çeşitliliğinin zirve yaptığı MÖ 1000 ile MS 1000 yılları arasında dünya genelinde 30 bin ila 75 bin lisanın konuşulduğu tahmin ediliyor. Ancak Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) verilerine göre, konuşulan dillerin yaklaşık yüzde 40’ı farklı derecelerde tehlike altında bulunuyor.
Ekonomik baskılar, kentleşme, zorunlu göç, eğitim politikaları ve baskın dillerin yaygınlaşması, birçok dilin yeni kuşaklara aktarılmasını engelliyor. Dil aktarımının kesintiye uğraması, topluluklar için sadece lisanın değil, kültürel kimliğin, sözlü tarihin ve yerel bilginin de kaybı anlamına geliyor.
Latince, Sanskritçe, Antik Yunanca, Sümerce ve Hititçe gibi konuşulmayan diller, geride bıraktıkları yazılı metinler ve kültürel mirasla insanlık tarihinin ve medeniyetlerin anlaşılmasına ışık tutuyor. Tehlike altındaki dillerin aile içinde çocuklara aktarılmasının teşvik edilmesi, son konuşanları hayatta olan dillerin kayıt altına alınması ve yerel dillerin kültürel zenginlik olarak görülmesi büyük önem taşıyor.
Australian National Üniversitesi’nden Dil Bilimi Profesörü Nicholas Evans, tehlike altındaki dillerin yalnızca farklı iletişim araçları olmadığını belirtti. Evans, dünyanın yaygın konuşulan birkaç dili üzerinden insan zihnini anlamaya çalışmanın büyük bir yanılgı olduğunu vurgulayarak, “Yeryüzündeki bütün dillere baktığımızda insan olmanın düşündüğümüzden çok daha fazla yolunun olduğunu görüyoruz.” dedi.
Londra Üniversitesi’nden dil bilimci Julia Sallabank, dillerin tarih boyunca yok olduğunu ancak son yıllarda bu sürecin hızlandığını söyledi. Sallabank, ekonomik, sosyal ve siyasi baskılar nedeniyle birçok topluluğun ana dillerini terk ettiğini belirterek, “Bir dili öğrenmek için diğerinden vazgeçmemiz gerekmiyor. Bu nedenle çok dilliliği teşvik etmeliyiz.” diye konuştu.
Sallabank, çok dilliliğin bireyler ve toplumlar için önemli kazanımlar sağladığını, çocukların eğitim başarısını desteklediğini ve ileri yaşlarda demans belirtilerini geciktirebildiğini ifade etti. Tek dilliliğin istisna, çok dilliliğin ise dünya genelinde yaygın bir gerçeklik olduğunun altını çizdi.
Dil canlandırma çalışmalarında yerel toplulukların belirleyici rol oynadığını ve hükümetlerin desteğinin kritik olduğunu vurgulayan Sallabank, Man Adası’nda konuşulan Manks dilinin yeniden canlandırılmasını başarılı bir örnek olarak gösterdi. Manks dili, 1974’te son ana dili konuşanının ölmesine rağmen arşiv kayıtları ve yerel yönetim desteğiyle öğretilmeye başlandı ve bugün yüzlerce öğrenci bu dilde eğitim alıyor.
Dil canlandırma çalışmalarının toplum sağlığı üzerinde de olumlu etkileri bulunuyor. Kanada’da yerli topluluklarda yürütülen dil programları, gençler arasındaki intihar oranlarını düşürürken, Avustralya’da yerli halklarda diyabet oranlarının azalmasıyla ilişkilendirildi.
Avustralyalı dil bilimci Evans, bir dilin yok olmasıyla yalnızca kelimelerin değil, o dili konuşan toplulukların doğaya, tarihe ve yaşam biçimlerine ilişkin nesiller boyunca biriktirdiği bilgilerin de kaybolduğunu belirtti. Yerli dillerin bilim dünyasının henüz tam olarak tanımlayamadığı bitki ve hayvan türlerine ilişkin ayrıntılı bilgiler barındırdığını ifade eden Evans, lisanların aynı zamanda toplumların göç yollarını ve tarihlerini ortaya çıkarmada önemli ipuçları sunduğunu söyledi.
Sözlü edebiyatın dillerin en güçlü kullanım alanlarından biri olduğunu belirten Evans, yazılı geleneği bulunmayan toplumlarda şiir, destan ve sözlü anlatıların kuşaklar boyunca aktarılmasının insan hafızasının gücünü gösterdiğini söyledi. Evans, “İnsan yaşamının tüm olasılıklarını temsil ettiğimizi düşünüyoruz ama aslında hepimiz sadece küçük bir köşede yaşıyoruz. Diğer dillerle etkileşime girmeye başladığımızda farklı kapılardan içeri adım atıyoruz.” dedi.
UNESCO’nun Tehlike Altındaki Diller Atlası’nın eski editörü Christopher Moseley, tehlike altındaki diller için en acil ihtiyacın kapsamlı belgeleme çalışmaları olduğunu belirterek, “Zaman daralıyor ve bu konu aciliyet taşıyor. Belgeleme çalışmaları, diğer tüm seçeneklerin de önünü açabilir.” değerlendirmesinde bulundu.
Reklam & İşbirliği: [email protected]