Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) tarafından yayımlanan “Türkiye Enerji Politikaları İncelemesi Raporu”, Türkiye’nin çatı tipi güneş enerjisi potansiyelinin 120 gigavat (GW) olduğunu ortaya koydu. Bu potansiyelin değerlendirilmesi, elektrik üretiminin daha fazla noktaya dağıtılmasını sağlayarak enerji sisteminin merkezi yapısını azaltacak ve güneş enerjisinin toplam elektrik üretimindeki payını artıracak. Model, enerji üretimindeki sübvansiyonlara bağımlılığı azaltmanın yanı sıra tüketicilerin kendi elektriğini daha uygun maliyetlerle üretmesi için de önemli bir seçenek sunuyor.
Türkiye’de en yüksek çatı tipi güneş enerjisi potansiyeline sahip iller, nüfus yoğunlukları göz önüne alındığında İzmir, İstanbul ve Ankara olarak belirlendi. Bu sistemlerin yaygınlaştırılması, yenilenebilir enerji kapasitesini artırmakla kalmayıp enerji güvenliğini de güçlendirecek. Özellikle doğal afetler sonrası merkezi enerji sistemlerindeki olası kesintilere karşı çatı tipi güneş enerjisi sistemleri, elektrik arzının sürekliliğini sağlayarak daha dayanıklı ve dağıtık bir enerji yapısına katkıda bulunacak.
Büyük ölçekli güneş enerjisi santrallerine kıyasla avantajlar sunan çatı tipi güneş PV sistemlerinin yaygınlaşmasının önünde düzenleyici ve uygulamaya ilişkin bazı engeller bulunuyor. Türkiye, 2019’da aylık mahsuplaşmaya dayalı net ölçüm (net metering) sistemini hayata geçirerek konut tipi güneş enerjisi kullanıcılarının ihtiyaç fazlası elektriği satmasına imkan tanıdı. Ancak çatı tipi güneş enerjisinde kurulum süreçlerinin uzunluğu, yatırımların yaygınlaşmasını sınırlayan faktörler arasında yer alıyor. Başvurudan kuruluma kadar birden fazla kurumun onayı gerektiren süreçler 27 haftaya kadar uzayabiliyor.
Türkiye, 2035 yılı rüzgar ve güneş enerjisi hedeflerine ulaşmak için çeşitli reformları ve yatırımları uygulamaya koyuyor. 24 Temmuz 2025’teki yasal düzenlemelerle rüzgar ve güneş enerjisi santrallerinin izin süreçleri yaklaşık 48 aydan 18 aya indirilerek hızlandırıldı. Başvuru süreçlerinin daha da iyileştirilmesi ve yeni yapılacak binalar ile kamu binalarında çatı tipi güneş enerjisi sistemlerinin zorunlu hale getirilmesi, Türkiye’nin enerji hedeflerine ve kendi kendine yeterlilik vizyonuna katkı sağlayacak adımlar olarak görülüyor.
Güneş fotovoltaik teknolojisi, Türkiye’de lisanssız elektrik üretimi rejiminden en fazla yararlanan kaynak oldu. Lisanssız üretim uygulaması, konut ve tarım sektörlerinde çatı tipi güneş enerjisi kurulumlarının hızla artmasına olanak tanıdı. Fotovoltaik güneş, 2025 sonu itibarıyla Türkiye’nin lisanssız elektrik üretim kapasitesinin yüzde 97’sini, yani yaklaşık 23 GW’ını oluşturdu. Bu kapasitenin artırılması için dağıtık enerji altyapısının güçlendirilmesi önem taşıyor. Akıllı sayaçların küçük ölçekli ve dağıtık yenilenebilir enerji altyapısının gelişimini desteklemesi bekleniyor. Hazırlanan yol haritasının temel hedeflerinden biri, elektrik sistemine 35 GW esnek kaynak kazandırmak. Bu kapasitenin 10 GW’ı depolama sistemleriyle birlikte çatı tipi güneş enerjisi, 10 GW’ı büyük ölçekli enerji depolama, 5 GW’ı şebeke yönetimi ve 10 GW’ı talep tarafı yönetimi olacak. Dağıtık üretimin yaygınlaştırılması, akıllı sayaçların devreye alınması ve enerji depolama kapasitesinin artırılmasıyla çatı tipi güneş enerjisinin, Türkiye’nin elektrik sisteminde hem yenilenebilir enerji payının artırılmasında hem de enerji arz güvenliğinin güçlendirilmesinde daha fazla rol üstlenmesi öngörülüyor.
Reklam & İşbirliği: [email protected]